• GRAM ALTIN - (KAPALIÇARŞI)
    466,39
    % 0,60
  • AMERIKAN DOLARI
    7,9486
    % -0,66
  • € EURO
    9,4628
    % -0,58
  • £ POUND
    10,6318
    % -0,58
  • ¥ YUAN
    1,2084
    % -0,30
  • ÇEYREK ALTIN
    746,23
    % 0,60
  • BITCOIN
    150692,599
    % -2,38
  • BIST 100
    1.325,47
    % 0,34

Döviz Kuru Teorileri Nelerdir?

Döviz Kuru Teorileri Nelerdir?

Döviz Kuru, bir ülkenin ulusal parasının bir başka yabancı para birimi karşısında olan değeri anlamına gelmektedir. Yani; döviz, bir ülke içerisindeki ulusal para haricindeki diğer yabancı paralara verilen isimdir. Türkiye’de bulunan, alım satımı yapılan Türk Lirası (TRY) haricinde kalan tüm para birimleri döviz olarak geçmektedir.

Herhangi bir ülke içerisinde alışverişler ve ticaretler, söz konusu ülkenin kendi para birimi ile yapılır ama bazen ülkeler, kendi resmi para birimi olan para dışında herhangi bir para ile yabancı şirketler ile ihracat ve ithalat yapar. Bu durum söz konusu olduğunda, ticarette kullanılacak olan para; dünyada geçerliliği olan bir para birimi olacaktır. Örneğin; Türkiye’nin para birimi TL’dir. Türkiye’de bulunan bir firma, Avrupalı ya da Amerikalı bir şirket ile yapacağı ticarette para birimi olarak dolar ya da euro kullanmak zorundadır. Dolayısı ile bu Türk firması, bu alışverişte TL verip euro ya da dolar alımı yapacaktır. Bu açıdan bakıldığında; para birimleri tıpkı bir ticari mal gibi alınıp satılmaktadır.

Bir dövizin değeri, dünya çapında o dövize olan arz/talep dengesine göre şekillenmektedir. Ve ayrıca, söz konusu dövizi ait olduğu merkez bankasının kendi uygulamaları ve müdahaleleri, dövizin değerinin belirlenmesine etki etmektedir.

Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan belirli dövizler bulunmaktadır. Bunlar:

• Euro (EUR)

• Amerikan Doları (USD)

• Japon Yeni (JPY)

• İngiliz Sterlini ( Pound)

• İsviçre Frangı (CHF)

• Kanada Doları (CAD)

• Avusturalya Doları (AUD) olmaktadır.

Döviz kuru, toplamda altı karakter ile ifade edilmektedir. Başta yer alan ilk üç karakter döviz çiftlerinden ilkini, diğer üç karakter de döviz çiftinin ikincisini ifade eder. Örneğin; İsviçre Frangı’nın Amerikan Doları’na oranı ifade edilmek istendiğinde, döviz çifti CHF/USD şeklinde sembolize edilmektedir. Tam tersi durumda, yani Amerikan Doları’nın İsviçre Frangı’na oranı ifade edilmek istendiğinde USD/CHF şeklinde olacaktır. .

Döviz Kuru Teorileri

Döviz kuru teorileri, ilk olarak kullanılmaya başlandığı zaman sabit kur sistemi uygulanmaktaydı. 1970’li yıllarda, sermaye piyasalarının hareket kazanması ile birlikte esnek kur sistemine geçilmiştir. Ve günümüzdeki döviz kuru teorileri şunlardır:

• Finansal Yaklaşım

• Dinamik Döviz Kuru Modelleri

• Dış Ticarete Dayalı Yaklaşım

Dış Ticarete Dayalı Olan Yaklaşım

• Dış ticarete dayalı olan döviz kuru modelleri kendi içinde ikiye ayrılmaktadır:

• Sermaye hareketleri ve cari işlemler

• Satın alma gücü paritesi (sagp)

Satın alma gücü paritesi teorisi, kurlar arasındaki dalgalanmaların, fiyatlardaki farklılaşmaları telefi edecek bir şekilde ortaya çıktığını belirtmektedir. Bu teori, İsveçli bir iktisatçı tarafından 1916 yılında ortaya atılmıştır ve hala günümüzde geçerliliği bulunmaktadır.

Finansal yaklaşım da kendi içerisinde üç başlık altında incelenmektedir:

• Portföy Tercihi

• Dinamik Yaklaşım

• Monetarist Yaklaşım

Para piyasalarında hakim olan bir dengenin sonucu olarak döviz kurlarının ortaya çıktığını ileri süren yaklaşım; Monetarist yaklaşımdır. Burada, talep edilen para önemlidir. Ve bu model türünde, iktisadi karar vericiler nakit tercih etmektedir ve yalnızca milli olan parayı tercih etmektedir. Böylelikle nakit olan yabancı parayı ellerinde tutmaktadır. Bu yaklaşımın hakim olduğu düşünceye göre; döviz kuru içerisindeki dengesizlikler bir takım para politikaları ile giderilebilmektedir.

Dünya üzerinde var olan tüm parasal ve finansal varlık piyasalarının bir bütün içerisinde ele alındığı yaklaşım; Portföy Tercihi’dir. Buna göre, döviz kurlarındaki değişiklikler, varlık piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerin döviz piyasasından geçmesi ile ilişkilidir. Bu nedenle, işletmeler ve kişiler portföylerin getirisinin yüksek olması için işlem yapmaktadırlar. Yani; yatırımcıların riski yüksek varlıklara yönelmesi ancak yüksek getiri vaadi ile mümkündür.